17/11/2008 - beyaz!
bu beyaz fazla bana....
ışığa alışmamış gözler gibi kamaşmakta yüreğim. sadece kendi etrafını aydınlatan güzel kokulu küçük bir mum değildin, güneş gibiydin... bense; sana en uzak olan yıldızı sevdim, gölgende yok olan, belli belirsiz...
bu beyaz fazla bana....
çok bol geldi, üzerimden kaydı, omuzlarım güçsüzdü: tutamadım. bazen boğdu daracık yakası nefesimi kesti, yırtamadım.
karanlık: ait olduğum, gülümsüyor bana, hafif alaylı, hafif memnun. gidiyorum...
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/7/2008 - kazandığım zafer
Dudaklarımdan sızdı, kusamadan kasıklarıma ulaştı, Çıkmadı, parmak uçlarıma yapıştı. Kazandığım kirli bir zafer, Kaybettiğim ben! Şehvetin ve arzunun eşiğinde. Kendimden geçtim, ona ulaştım. Reddettiklerimin kucağında uyudum Gözyaşlarımla boğuldum, sinsi bir gülüş buldum, Kahkahalarla uyandım, Terim kuruyunca temizlendim sandım. Suya hiç dokunmadım Yıldızlara yürüdüm, yolum yok Düştüm, yer çekimine saplandım En dibe vurdum, çürümüş kalbimi gömdüm. Yılanlara sarıldım, saçlarımı okşadılar, Gözlerine baktım, irkildim, korktum, kaçamadım.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
1/6/2008 - ...
güneş doğuyor...
artık görebiliyorum, kapalı pencereler yok beni karanlığa hapsedecek....
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/5/2008 - gece
gecenin bitiminde,
düşlerimin yoğunluğunda boğuluyorum...
özledim, özlüyorum...
04:46
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/5/2008 - ayrılıktı aslında
- seni seviyorum.
susar ağızlar, koyu bir sessizlik başlar.
bakınır etrafa kısa bir süre
sonra ağlamaya başlar gözler.
konuşulan sonsuz aşklarıydı,
deli iki kalbin atışlarıydı,
günahla birleşmiş iki beden,
birbiriyle yer değiştiren dudaklar,
öpüşmeler, fısıldaşmalardı.
konuşulan ayrılıktı aslında.
başlangıçta kullanılan sözler
aynıydı:
- seni seviyorum...
devam eder sesler sevişmeye.
ve telefon kapanır bir daha açılmamak üzere.
12.05.2008
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/1/2008 - kırmızı
ansızın durdu, arkası dönük. kısa bir süre bekledi sonra bana baktı, kırmızıydı gözleri..
ağlamıyordu...
hiçbir şey söylemeden dönüp gitti.
bağırıyordum 'bunu sen istedin' diye. durmuyordu, hızlanıyordu adımları.
peşinden koştum, ben yaklaştıkça uzaklık artıyordu sanki, daha hızlı daha hızlı koştum.
karardı etrafım. bulutları gördüm, ağlıyorlardı. gözyaşları değdikçe yüzüme yavaşladım.
durdum.
uzaklara baktım, neredeydi? kaybolmuş, göremiyorum. yere düştü gözlerim, kanım çekildi, yavaş yavaş çöktüğümü hissediyorum. kan izlerini gördüm sonra, çoğaldı.
bulutlar yok oldu birden. duvarlarla kaplandı etrafım, derinlerdeyim. kana bulanıyor her yerim. nefesim kesildi. boşluktayım, düşüyorum, boğuluyorum..
susadım.
kanı içtim kana kana. içtikçe daha çok susuyorum. yüzüm kana bulandı, gözlerim: kırmızı...
çimlerde yürüyorum. belki kocaman bir orman, ağaçlar çoğalıyor ben ilerledikçe. kuşlar sevişiyor sessizce, ben duyuyorum. çığlık sesleri geliyor uzaktan. telaşlanıyorum.. sesi takip ediyorum, yanıyor orman. ayak izlerim kırmızı. geyikler ağlıyor.
ateş kızıllığında birini görüyorum. bana yaklaşıyor. yüzünü göremiyorum. kırmızı bir adam.
ormandan çıkıyorum, kan içinde boğuluyorum yeniden, susuyorum. kanı içiyorum, susuyorum. duvarlar yok oluyor bulutları görüyorum. kırmızı gözyaşları ardından kırmızı gözler...
ve... ışıkları açıyorum...
bana bakıyor 'geldin mi?' diyor. Kalkıyor, ellerimi tutuyor, öpüyor dudaklarımı ısırırcasına. gözyaşları akıyor, gözlerime bakıyor: kırmızı!
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/11/2007 - ben, kendim
 Tanıyamadım gördüğümde… Yüzüne yansıyan sıcacık sevgi yok olmuş yerini kötülüğün soğuk izlerine bırakmıştı. Görmüyordum… Gece ve gündüzü sıcak-soğuk zıtlığından ayırt ediyordum artık. Üşüyorsam gece olmuştur, sıcaksa güneş tepemdedir ve aydınlatıyordur gökyüzünü sonsuz parlaklığıyla. Gözlerimi kamaştıran yeşil siyaha dönüşmüştü. Mavi sular siyah akıyordu, bütün pembeler, beyazlar siyahla yer değiştirmişti ve terk etmişlerdi görebildiğim her yeri… Kararmış gözkapakları altında gözler kaybolmuştu.. Karanlık mıydı güneşi görmemi engelleyen yoksa perdeler mi kapanmıştı? Korkuyordum… Korkmamam gereken tek şeyden; kendimden! Gördüğüm doğru olamazdı ya da aslında görmediklerim yalandı…. Ya aynadaki ben değildim ya da hayatım benim değildi ve olmamıştı hiçbir zaman? Karanlık beni çekiyordu kendine, yavaş yavaş kayboluyordum. Kendimden kaçıyordum ve ellerim tutuyordu ellerimi, sus diyordu dudaklarım, bu sensin diyordu hemen ardından. Evet… benim o.. benim ben… ve yabancısıyım kendimin…
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/7/2007 - seni terk ettim bugün
Hadi anlat bana benden öncesini...... Ne bakıyorsun yüzüme? Anlatmanı bekliyorum! Ve işte başlıyor anlatmaya 'eski' aşklarını.. Birbirlerini ne kadar çok sevdiklerini... Öpüşmelerini... Sevişmelerini... Sessizce durmuş, dinliyorum sevdiğim adamın maceralarını...aşklarını...benden önceki sevişlerini.... Sessizce dinliyorum. Heyecanla anlatıyor, biraz da korkarak. Korkuyor mu? Bilmiyorum. bir an önce bitirmesini istiyorum ama bir yandan da hiç bitmemesini hep anlatmasını istiyorum. Anlatırken çok güzel oluyor. dudakları, yanakları, gözleri..hep seyredesim geliyor.. Ama ya anlattıkları, bütün o güzellikleri yok ediyor. 'sus' dememek için kendimi zorluyorum. Olmuyor, yine de dinliyorum işte. Belki de son dinleyişim olacak bu. Belki de... Sessizce dinliyorum.. Bir macerasından diğerine geçiyor. Hep anlatıyor, durmadan, nefes almadan. Anlıyorum ki o da bir an önce bitmesini istiyor. Ama neden bir türlü bitiremiyor. O kadar çok anısı var ki. Mesela nerde ne zaman ilk kez öpüştüklerini, bu ilk öpüşmeler o kadar çok ki her seferinde bir ilk çıkıyor karşıma, anlıyorum ki her ilk öpüş bir başkasına ait! Benimle ilk öpüşmesini anlatacak biri olacak mı hayatında? Benden sonrası olacak mı? diye düşünüyorum. Şu anlattığı ve artık onun için 'eski' aşktan başka hiç bir anlam taşımayan kızlardan biri olacak mıyım? Bu kadar değersizleşecek miyim onun için? Kalkıp tokatlamak, vurmak, sövmek ve çıkıp gitmek geliyor içimden, yapamıyorum.. Bunları düşündükçe ve sesi kulağıma geldikçe daha bir sessizleşiyorum. Gözlerim doluyor, ağlayamıyorum. Yine bir ilk öpüşe geldi sıra... Ve yine ilk sevişme... Ve yine kalkıp gitmek istiyorum, hareket edemiyorum. Olduğum yerde kaskatı sessizce dinliyorum... o konuştukça, ben eksiliyorum sanki.. her ilk öpüşte dudaklarım yok oluyor.. her ilk sevişmede bedenim kayboluyor.. Ellerimle yokluyorum arada bir dudaklarımı, yüzümü, gövdemi... Ve bir oh çekiyorum, içimden buradayım, yok olmamışım diyorum. ve bu böyle her 'ilk' de tekrarlanıyor.. Tekrar tekrar yokluyorum vücudumu ve yine buradayım diyorum. Ve bitti... Sonunda bitti maceraları, aşkları, anlatacak bir şey kalmadı...Ya da artık anlatmamaya karar verdi.. Bilmiyorum… O da susuyordu artık. Bir şeyler söylememi bekliyordu. Yüzüme bakıyordu. Bense susuyordum yine. Benimle yaşadığı ilkleri nasıl anlatacağını düşünüyordum. Heyecanla mı yoksa gözleri dolarak mı? Gözlerinin dolma ihtimali var mı ki? Benden önce kaç kadını olmuş? Kaç kere söz vermiş ayrılmayacağına? Kaç kere sevişmiş? Ve kaç bedenle bir olmuş? Düşünüyorum... Yarın ne yapsam? Mesela ne yemek yesem... o an düşünülecek en son şeyi düşünüyorum.. Kendime gülüyorum sonra. Yarınki yemeği düşünmenin sırası mı diyorum. oysa öyle midesine düşkün biri de değilim. Bu gün sevişecektik. Yanındayken bana dokunmadan, birbirimize dokunmadan duramazdık ama şimdi olabildiğince uzak durmak hatta kaçıp gitmek istiyorum... Yine susuyorum.. Birden ayağa fırlıyorum. Ne yapacağımı bilmeden etrafıma bakıyorum. Ne işim var diyorum benim burada? Şu karşımdaki de kim? Sevdiğim, tanıdığım adam bu mu? Sahiplendiğim, kendimi verdiğim, hayatımı adadığım, çocuğunu doğuracağıma söz verdiğim adam bu mu? İnanamıyorum, olamaz, bu adam o adam değil, olamaz! Sevdiğim adam bu olamaz! O sadece bana aitti sadece bana... o benimdi.. çocuğunu doğuracaktım.. Henüz evlenmemiştik ama söz vermiştik bir kere. O sadece bana aitti... Oysa şimdi anlıyorum ki... Sonra yine oturuyorum ve susuyorum. Ansızın kalkıp yine oturmama bir anlam veremiyor. Ben de veremiyorum...
— Bana ait neyin var? diye soruyorum birden.
Şaşırıyor önce, anlamıyor ne demek istediğimi.
— Bana ait neyin var? diye soruyorum tekrar... — Kalbim, diyor.
Hayır, kalbine de başkaları dokundu, başkaları kullandı, başkaları için çarpıyordu o kalp daha önce. Cevabı beğenmediğimi anlıyor. Ne diyeceğini bilemiyor ve en sonunda;
— Her şeyimle seninim, diyor.
Hayır, yine yanlış cevap. Anlıyorum ki bana ait hiç bir şeyi yok. Dudakları, elleri, kalbi her şeyi kullanılmış. Hiçbir şeyi kalmamış bana verebileceği.
— Hadi yatalım, diyorum.
Şaşırıyor, bir yandan da seviniyor. Her şeye rağmen yanında uyuyacaktım. Gitmiyordum. Yatağa girdik. Sardı beni ve her zamanki gibi koynunda uykuya dalmamı bekliyordu. Gözlerimi kapadım... Uyuyor muydu? Uyuduğundan emin olunca ayağa kalktım, duvarın dibine oturdum, yine sessizce düşünüyordum. İlk defa onunla uyumak istemiyordum. Yanındayken, tenim tenine değerken diğer aşkları geliyorlar ve ayırıyorlardı bizi. onlar sarılıp öpüyorlardı.. Ve ben bir şey yapamıyordum. Uzaktan seyrediyordum, sessizce.
Dün gece sen uyurken uzun uzun düşündüm sessizce Gitmeliyim dedim içimden, zarar vermeden bu sevgiye Öyle güzelsin ki bir an vazgeçtim döndüm geriye Kıyamadım dokunamadım bile habersizdin her şeyden
Seni terk ettim bu gün… seni terk ettim bu gün Vazgeçip kendimden… seni terk ettim bugün
Onu terk ediyordum… Terk etmeliydim… Sevgimiz saf, temiz kalmalıydı hatırımızda. Kirletmemeliydik sevdamızı.. Tam kapıdan çıkarken dönüp baktım birden ona ve gelip dokunmak, sarılmak, bir şey olmamış gibi koynunda uyumak istiyordum. Yapamazdım, gitmeliydim. Eskisi gibi ona kendimi veremezdim. Benden başkalarına ait olduğunu düşündükçe bedeninin, gitmeliyim diyordum içimden.
Attıkça adımlarımı koptukça senden Geçiyordu her şey gözümün önünden Üzgünüm kahretsin çok üzgünüm Buraya kadarmış dedim içimden
Seni terke etim bu gün… seni terk ettim bu gün Vazgeçip kendimden… seni terk ettim bu gün. Adımlarım beni geri gotürüyorlardı sanki. Ama yine de gidiyordum. Her şey bir bir gözlerimin önünden geçiyordu. Üzgündüm, gitmeliydim. Kalamazdım.. Gidiyordum işte kaçıyordum ondan, kendimden. Sadece onu değil kendimi de orada kollarında bırakıyordum. Kendimden de vazgeçmiştim artık. Ardımda ellerimi, gözlerimi, dudaklarımı, bedenimi, ruhumu, sevdiğim adamı, kendimi bırakıyordum….
Vazgeçip kendimden seni terk ettim ve gittim sensizliğe doğru, seni çok sevmeme rağmen.
|
|
Yorum (7) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/5/2007 - ....

Sevgi... Aşk...
İkimizin de açlığı bunun üzerine... Sevgisizlikten yakınıyoruz ve arıyoruz gerçek aşkı birbirimizde.
Hangimiz daha aç? Ya da hangimiz diğerini doyurmalı?
Çölün ortasındayız; sen kumsun, bense sana bağlı küçük bir çiçek.. Susuzlukta hangimiz ölecek?
Yok oluyorum seninle ve var olmama sebep tek şey sensin..
Ölümü mü tercih etmeliyim yoksa direnmeli miyim hayata?
Kararsızlığımla bekliyorum, geçiyor zaman farkında olmadan.. Zaman geçtikçe biraz daha yok oluyorum sanki ve haykırıyorum ben buradayım, varım, diye.
Aradıkça seni biraz daha kaybediyorum, yok oluyorsun önümde, ulaşılmazlığın artıyor, korkuyorum bulamamaktan ömrümce.. ve en son içimde buluyorum, hiç ummadığım bir köşede.
Bir yok oluş mu bu yoksa varlığa giden tek yol mu? Yürüyorum nereye gittiğimi bile bilmeden. Sonunda bilinmezlik mi var yine, yoksa aydınlanacak mı önüm ilerledikçe?
Senli düşüncelere daldıkça bütün engeller bir bir yok oluyorlar ve ulaşıyorum kollarına düşlerimde. Seviyoruz birbirimizi delice ve sevişiyoruz güneş doğana dek... Ya sonra diyorum, ne olacak? Ya buluşamazsa ellerimiz....
Yaşam; seni ve sensizliği bir arada barındırıyor. Ölümse sensizliğin ta kendisi... Bilinmezliğe gitmeli mi yoksa son noktayı erken mi koymalı?
... ve ben yaşamayı isterken delice ölümü arzuluyorum sessizce...
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/3/2007 - ihtiyacım var gözlerine...
Nasıl başlamalıyım yazıma, ilk cümlem ne olmalı? diye düşünürken aklımda sen vardın sadece…
Olanları anlamaya çalışarak dolanıyordum odamda. Ne olmuştu? Hatalı olan kimdi? Hata nerdeydi? Hata var mıydı? …
Küçük bir kaçamak mıydı benimkisi?...
( Sevgilim! Bir bilsen neler olduğunu, bir bilsen… Kalır mıydın yanımda, sarar mıydın, öper miydin eskisi gibi? )
Yaptığım bir şey yoktu aslında, sadece yazışmıştık. O beni sevmişti hayalinde, ben de isteyerek girmiştim hayallerine.
Hayallerde buluşmuştuk hep... hayallerde titremişti elleri, dudakları... hayallerde dokunmuştu bana, sarıp öpmüştü. kokum işlemişti tenine.. hayallerde şarkı söylemişti bana...
'Seni bulmuşken kaybedemem..' diyordu.
( Sevgilim! Beni kendinden bile sakınırken, düşüncelerde, hayallerde aldatılmayı kabuledebilecek, sevebilecek misin eskisi gibi? yoksa bırakacak mısın beni yalnızlığımla başbaşa?..)
Vazgeçemiyordu ama kimdendi bu vazgeçmeyiş? Bulmuş muydu ki beni? Hayallerde olsa bile onun olmuş muydum ben? Yüreğim onun için çarpıyor muydu?
Oysa hep onu düşünüyordum. Her an düşlere dalıyordum. Şarkımı mırıldanıyordum durmadan. Şarkımızı mı demeliyim ya da?
( Sevgilim! Affedebilecek misin beni? Uyutacak mısın koynunda yine? Saçlarımı okşayarak beni sevdiğini mırıldanabilecek misin kulağıma? )
Düşler bitti. Gözlerim kaldı sadece benden geriye. O yoktu artık hayallerimde, ya da bir yerlerde hep olacaktı içimde… Oyun değildi bu yaşadığımız. Hayal de değildi aslında. Bir isim koyamamıştık.
Bitmesi gerekiyordu, bitmeliydi… Bitti.
‘Dilimin ucunda sana söyleyemediklerim
Bak gözlerime konuşun sessizce…’
Söylenmemiş sözler vardı içimizde kalan, söylenemeyecek olan. Bir şeyler eksik kaldı içimizde, tamamlanamayacak olan. Yaşadıklarımızın acısı var, bitmeyecek olan.
Gözlerimiz de susacaklar artık…
Küçük sevgilisiydim onun, öyle söylemişti..
Her gece beraberdik, sabaha kadar uyumuyor konuşuyorduk, gözlerimiz anlaşıyordu sessizce…
‘İHTİYACIM VAR GÖZLERİNE BU GECE!’
"bu saatte anca bu kadarı geldı elımden... duygularımı anlatamıyorum... sen anlarsın beni hiç kimse anlamasa da..."
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
cennet de cehennem de senin içinde...
Kategoriler
Arkadaşlarım
• ssiyah • sevgicicegii • gunesinkiziii • alper olgay • çağdaş çetinkaya • milya • family • ition • tavnazar • Sertalp Bilal Çay • omrumsana • aazzee
|